EDY

Edebiyat Dergisi
Yayınları

N. Pakdil
♦ Kitaplarımız
Baskısı Bulunanlar
Baskısı Tükenenler
♦ Nuri Pakdil
Nuri Pakdil
Bir Biyografi Denemesi
♦ Edebiyat Dergisi
Edebiyat Dergisi
Dergi Sayfalarından
Dizin (1969-1984)
♦ Edebiyat Dergisi Yayınları
E.D.Y. Hakkında
E.D.Y. Kataloğu
Tüm Kitaplar
♦ Değiniler/Seçilenler
Değiniler
Seçilenler
♦ Satış Noktaları
Kitapçılar
Online Satıcılar
♦ İletişim
İletişim Bilgileri
İletişim Formu
♦ Mesaj Panosu
Mesajları Oku-Oyla
Mesajını Ekle
 
İçerik Sorumlusu
İdris HAMZA
Internet İlk Yayım Tarihi
3 Kasım 2002
 
Nöbet tutuyorum ben: her noktasında: kimliğimin. (OGD 3: Büyük Sorgu, s 20)

Seçilenler

213 Kişi Online
20 Kasım 2017 Pazartesi 13:20:20

 

Yerli Düşünceye Yöneliş

Galip BOZTOPRAK

3705. Gösterim
Milli Gazete, 13 Ağustos 1975

Medeniyet problemlerimize eğildiğimizde hiç şüphesiz en başta hesaplaşmamız gereken Batı ve Batılılaşma hareketleri olacaktır. Bugünkü çıkmazımızda, söz konusu alternatifler baş rolü oynamıştır. Aydınlarımızın büyük bir kesimi bilerek ya da bilmeyerek batılılaşma sürecinde uydu olmaktan kurtulamamış, çoğu zaman da kurtuluş ümidi bilmişlerdir.

Batının içimizde elde ettiği ya da dışardan sokmayı başardığı adamları eliyle batılılaşma hareketleri, ülkemizde titizlikle uygulanmış buna karşı çıkan yerli düşünce kanyaklı aydınlar ülkemizde uzun süre susturulmuşlardır.

Zaman zaman bünyemizde batılılaşmaya karşı oluşan çıkışlar köreltilmeye çalışılmışsa da durdurulamamıştır. Büyük adımlar atılmasına uğrunda nice kişilerin tereddütsüzce harcanmasına, tüm kültür ve medeniyet bağlarımızın kesilmesine rağmen bin yıllık bir geçmişe sahip bünyede Tanzimattan beri tutturulmaya çalışılan maya, tutturulamamıştır. Yoketme çabaları gide gide ters işlemeğe başlamış toplumumuz yeni bir doğuşa yönelmiştir.

Batı Notları,” yeniden doğuşa yönelişin ve batıyla hesaplaşmanın bir ürünüdür. Yerli düşüncenin batıya bakışı bir kez daha gözler önüne sergilenmektedir. Eser, 1972 Ekiminde “Edebiyat Dergisi Yayınları”nın ilki olarak karşımıza çıkar. Nuri Pakdil eserini şöylece takdim eder: “Yalnızca izlenimlerimi değil Batı’nın bende yaptığı çağrışımları da yazdım.”

Batı bir sömürü aracı olarak kullandığı ulusları manevi değerlerinden koparırken sonunda ileri teknolojinin getirdiği hızlı yaşama düzeniyle maddi refah başını döndürür olmuş, manevi boşluğun uçurumundan kendi tuzağına düşmüştür. Batılı ulusların doğulu ulusları birer sömürü aracı haline getirirken düşünemediği bu nokta sonunda tersine işlemeğe başlamıştır.

Çoğunluğunu Müslüman ulusların oluşturduğu Asya ve Afrika ulusları Batı’nın bu şaşkınlığından yararlanarak özgürlüklerine kavuşmaktadırlar. Kavuşamayanlarda da özgürlük kavgaları sürmektedir. Batı henüz bu özgürlük kavgalarına teknik birikiminin tüketim kaynağı olarak bakmaktadır. Bu da Batı’nın şaşkınlığını arttırmakta ve sonuç yenilgiyle bitmektedir. Bütün Batı için söylediklerimiz Amerikayı da içine almaktadır hiç şüphesiz.

Nuri Pakdil Afrikalı Müslüman uluslara daha bir ilgiyle bakmaktadır. Ortak tarihi ve kültürel yanımızı belgeler: Bu belge ilk müezzin Bilâl’dir. Afrikalı Müslüman uluslar muştu size, sizin de tarihî geçmişiniz var. Peygamberin sevgilisi ilk müezzin Bilâl’in yolundasınız.

“Yerli düşüncenin Batı’ya bakışı bir kez daha gözler önüne sergilendi” dedim. Daha önce de bu konu kurcalandı, çok çok üzerinde duruldu. Sağlıklı tespitler çok az sanatçı ve düşünüre kısmet oldu. Bu problemler her an yinelenmeli, etkinlik alanı kazanması bakımından her an gündeme getirilmelidir. “Batı Notları”yla Nuri Pakdil, yarım yüzyıldır gözümüzü açtırmayan Batı ve Batılılaşma albastısıyla koparıldığımız kültür ve medeniyet problemlerimize eğilmemizi yerli düşüncenin kaynaklarına inerek asli misyonumuza sahip çıkmamızı vurgulamaktadır.

Çağı hep dışından mı izleyeceğiz. İçine girip “neler oluyor günümüzde, toplumu hangi güçler yönetiyor, sosyal dengeyi kuran, ona yön veren değerler nedir, beslenme kaynağı nelerdir” diye hiç sorduğumuz oluyor mu kendimize. Kısacası çevremize karşı sorumluluğumuzu biliyor muyuz?

Genellikle bu sorulara “evet”le karşılık veririz. Ama çabalarımız gide gide hep olumsuza takılır kalır. Hep bu yanlışı tekrarlar, bir türlü doğruya yönelemeyiz. Nedendir bu çıkmaza girişimiz? Cevaplandırmamız gereken soru bu oluyor.

Yazı ve dil devriminden bu yana kültür ve medeniyetimizle neslimizin bağı koparıldı. Bu gerçek bugün iyice bilinmekte. Yeni nesil batıya ayarlı eğitim düzeniyle yetişti. Bu bir devlet politikası olarak sürdürüldü ve sürdürülmekte.

Neslimiz bu nokta üzerinde titizlikle durmalıdır. Kültür ve medeniyetimizle yeniden köklü bağlar kurulabilmesi için tek çıkar yol devlet elinin uzanmasıdır. Bunun ötesinde atılan her adım gerekli zemini hazırlamak olacaktır. Bilinmesi gereken de budur. Yozcasına karşı durmaların atılan adımları engellemekten ve yolumuzu tıkamaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir.

Dilin kaderini sanatçı ve düşünür çizer. Devlet ancak, dilin oturmasına ve duruluk kazanmasına destek olur. Şimdilerde devlet bu görevi yüklenmemiş durumda. Yüklenmiş olduğu söylense bile genel kabul görmemesi izlediği yolun tutarsızlığını göstermektedir.

Nuri Pakdil ve çevresi 1969’dan beri aralıksız “Edebiyat Dergisi”ni çıkarıyor. Ankara’da kültür ve medeniyetimize dayalı çıkan tek dergi. Üç aylık “Gelişme” dergisini de bunun bir uzantısı sayabiliriz. 1972’den başlayarak sayısı onbeşi bulan kitap yayını da “Edebiyat Dergisi”nin sevindirici çalışmalarından.

Edebiyat Dergisi ve Yayınlarının en çok eleştiriye konu olan yanı izlediği dil tutumundan ileri gelmekte. Salt olarak dile yönelen bu eleştiriler Edebiyat Dergisi ve Yayınlarının önemini gölgelemektedir.

Eleştiriler dedimse ciddî türden olanı değil. Aslında bunlara eleştiri demek bile doğru olmaz. Şurda burda, yapacak başka işi olmayan, meselesini tayin edememiş kimselerin gevezelikleri dense yerindedir. Ne çıkar bundan, ne önemi var bunun denebilir. Önemi olmamasına önemi yok ama, masum zihinleri bulandırmanın hiç de yeri yok diyeceğiz. İlgi duymazlarmış yapılan işin önemi yokmuş, yanlış bir yol izlenirmiş. Neden sözünü ederler? Doğrusunu kendileri yapsın da biz de öğrenelim.

Nuri Pakdil kişiliği, sanat ve düşünce tutumuyla geleneğe dayalı yerli düşüncenin kavgasını sürdürmektedir. İzlediği yolun tutarlı olup olmadığını yarınlar gösterecek.

Batı Notları” ve “Biat I” yarına kalacak eserler.

Önce yazmanın gereği üzerinde durulur. Etraflıca anlatılır “Kalemin Yükü”. Giderek ülkemiz çıkmazları üzerinde durulur. Özgün değerlendirmeler yapılır. Biat sorumluluklarımızın yeniden gözden geçirilmesidir. Sürekli çıkmaza düşmemiz “biat” bilincini yetirişimizdendir. Yeniden içtenlikle biatımızı yenilememiz gerekmektedir. “Edebiyat Dergisi Çevresinde” sürdürülen kavganın gereği açığa kavuşturulur. Tarih içinde yerimiz şu şekilde tesbit edilir: "Osmanlı Devletinde, ulusun canlı, atılımlı verimli dönemleri, edebiyatın da verimli olduğu dönemlerdir. Ulus duraklamaya başlamışsa, edebiyatta da görülür bu duraklama. Yazarlar, ulusun toplumsal çalkantı barometreleridir, Öyle de olmuştur tarihimizde. Yönetim mi yazarları etkiler, yazarlar mı yönetimi etkiler, sorusu üzerinde durmayalım. İkisi de etkilerler birbirlerini” (Biat I, S. 105.)

 

 

TecnoWeb EDY © 2002 - 2016 Hata Bildirin | Yasal Uyarılar | eMail Kayıt | Mobil Cihazda Aç +90 532   291 7896